Perşembe, Haziran 09, 2011

Karabatakların şifresi.

Hayatta öyle anlar oluyor ki; en az bir Seda Sayan kadar canım arkadaşım olan Julio Cortazar'ın, alıntılamaya doyamadığım sözleri durumlara cuk oturuyor. Yine oturdu. Julio, ne demiştin bebeğim? "Önemli buluşlar en beklenmedik yerlerde ve şartlarda yapılır. Newton'un elmasına bakınız, şaşılacak gibi değil midir? Bana da böyle bir şey oldu, bir iş toplantısının ortasında nedenini bilmeden kediler geldi aklıma, gündemle hiçbir ilgisi yoktu kedilerin- ve ansızın kedilerin telefon olduklarını buldum. işte bu kadar, tüm dahiyane buluşlar böyle olur."
Oldu.
Geçenlerde bir arkadaşımla vapura bindik. Efil efil Kadıköy’e geçerken aval aval etrafa bakıyoruz. (Tabii ki gözlerimizde kocaman güneş gözlükleri var, saçlar savruluyor falan, çok havalıyız.) Arkadaşım karşının taksisi. Alışkın değil denizden Kadıköy yollarına. İşi de evi de Avrupa yakasında olduğundan, ulaşımda karasal iklim insanı. Ama bunun konumuzla alakası yok tabii.
Kadıköy’e yakın, mendirek mi dalgakıran mı nedir, öyle bi’şey var ya, martılar, karabataklar tüneyip mesai yapıyor hani… Oraya takıldı gözümüz. Ben zaten hastasıyım su kuşlarının tek sıra, askeri nizam dizilip, büyük bir ciddiyetle ufka bakmasının. Biz kuşlara, kuşlar ufka bakarken, karabataklardan biri yürümeye başladı. Arkadaşım “ne komik yürüyormuş bunlar ya” diye kahkahayı patlattı. Tam “ay di mi, ne komik kuşlar bunlar” diyordum ki, bir aydınlanma yaşadım. Bir anda evrensel ve kadim bir bilginin zihnime aktığını hissettim. Paylaşmak zorundayım, bu benim sorumluluğum.
Açıklıyorum!
Karabataklar aslında seçilemeyen muhtar adayları. Seçimler yaklaşınca bir anda milyonlarcası türeyen ve seçim sonunda gizemli bir şekilde ortadan kaybolan muhtar adayları, bir sonraki seçimlere kadar karabatağa dönüşüyor. Dikkat et bak karabatakların yürüyüşüne. Ancak bir muhtar öyle yürüyebilir. Kollar arkada, eller belde birleşmiş, göbek ileri, boyun içeri, ayaklar biraz dışa dönük, “v” şeklinde, hafif paytak adımlar, kafa yaylıymış gibi minimal bir salınım halinde, gözler çaktırmadan etrafı izliyor. Bu yürüyüş sadece muhtarlara ve karabataklara has. Sadece kol yerine kanat, ayak yerine pati geliyor, göbek, kafa falan aynı. (Kuşların ayaklarının özel bir adı var mı bilmediğimden pati dedim, idare et.)
Demek ki; canlının formu değişse de özü değişmiyor. Seçilemeyen muhtar adayı karabatak oluyor ve sadece bakmayı bilen gözler bunu görebiliyor. Temiz yürekle bilmek isteyenin, gönül gözü açılır; gönül gözüyle görenler için kainatta sır kalmaz mistik pizzalarım.
Bildiğimi söyleme sorumluluğunu yerine getirmiş olmanın büyük huzuruyla hepinizi gönül gözünüzden öperim sevgili illuminatiler.

Çok önemli not: Gözden öpmenin ayrılık getirmesi kuralı, gönül gözünden öpünce geçersiz oluyor. Endişeye mahal yok biriciklerim.

1 yorum:

Eva dedi ki...

Ben Dalina Rakızıcade; tam dışarı çıkıyordum, foto. makinamı da almicaktım ama alıcam, sırf karabatak görürsem çekemezsem vicdan azabı duyarım diye alıcam. Yenilmiş muhtar adayı da görmem lazım. Hıhım evet lazım! Gıdıdan öpeyim bari ben de ehe :*