Pazar, Ocak 02, 2011

Döverim lan yeni yılı!

Bu yeni yıl tatavaları beni geriyor. Tek güzel yanı hediyeler. "Bana ne aldınız?" yılbaşıyla ilgili tek olayım. Hediye vermeyi de çok seviyorum ama sadece sevdiğim insanlara. İncelik olsun diye pek de hoşlanmadığım birilerine hediye alma zahmetine katlanacak ya da sevdiklerime hediye almak için özel bir gün bekleyecek değilim. Mesele hediyeyse bana her gün yılbaşı.
Neyse...
Zaten çok bayılmam ama bu sene hiç yeni yıl havasına giremedim. Böyle günlerde kasılıyorum. Öncesinde bir süs püs telaşı, aman da yeni yıl geliyor çok neşeliyiz tribi, ekstradan bir sevgi pıtırcıklığı, cingıl bels kafası falan... Bir de üstüne yılbaşı gecesi çok eğlenme meburiyeti spazmları. Hiç çekemem.
Lakin bunların hepsi hikaye, asıl "yeni yıl her şeyi değiştirecek" fikrine takığım. Neyi değiştirecek lan? Yılbaşı gecesi içecek, sıçacak, saat 12 olunca öpüşüp koklaşacak, ertesi gün bok gibi kafayla akşamdan kalma uyanacak, Alka Seltzer içip tekrar zıbarıp yatacaksın. Her cuma ya da cumartesi gecesi zaten aynı haltı yiyorsun, yılbaşı gecesi iyice bokunu çıkartmak için bahanen. Ne değişiyor? Hiç. Yine işin-gücün, telaşın aynı, hayatta ne derdin varsa sabit. Bir zaman biriminin geliş-gidişini kutlamak niye? Yıl dediğinin saatten, dakikadan ne farkı var? Aynısının uzunu, bir sürüsünü birleşitiriyorsun yıl oluyor. Gayet doğal olandan mucize beklemek nedir? Üstelik yerine koyamadığın tek şey zaman, geçiyor diye mal gibi seviniyorsun.
Radikal kararlar sikkoluğu da büyük manyaklık. Herkesin dilinde bir "yeni yılda şunu yapacağım, bunu yapacağım"... Madem çok meraklısın şunu, bunu yapmaya, madem yapabiliyorsun, sair zamanda yap. Tutan mı var? Gir bak şimdi emesene feysbuka falan, herkesin statüsü "sil baştan" ve aynı mealde çeşitli özlü sözler. Nasıl sil baştan ya, nasıl sil baştan? Uyudum, uyandım her şey aynı, yeni yıla gireli kaç saat oldu hala her şeyi değiştiren bir mucize yok ortada. Farklı ne yapıyorsunuz da her şey değişiyor? Bizim bilmediğimiz bi'şey biliyorsanız bize de söyleyin, biz de bi'şeyleri değiştirelim.
Bildiğiniz bi'şey var da bize söylemiyorsanız büyük götsünüz lan sil baştancılar; ne yapar ne eder sizi bulur, ağzınıza sıçarım.

4 yorum:

Astro dedi ki...

cok sevdim lan bu yaziyi. reyiz misin simdi?

Gökçe Bahçivan dedi ki...

Ahhahaha buradan da mı yetiştin? Reyizim lan!

Adsız dedi ki...

Elbetteki böylesi depresif bir bakışla anneler günü, babalar günü de gereksiz ve hatta öğretmenler günü, aids haftası ya da kanserle mücadele de yanlış.
Sizi bilmem ama rahatça diyebilirim ki insanlar tetikleyen bişey olmadan rutinlerinden çıkma özürlü. Genelimiz için söylüyorum; "öğretmenler gününe gerek yok, ben hatırlarım öğretmenimi" der dururuz, ama kaç tane çıkar öğretmenine durduk yere çiçek almışların sayısı? Annelerimize yılın bir günü hariç hiç çiçek alma eğilimine giremeyiz, hele babalara kravat gömlek falan töbe billah.
Doğum günleri negzel değil mi yılda bir kez de olsa hatırlanmak. Ama o da kötü, hep hatırlasınlar ve hediye alsınlar insanlar bize di mi? Silbaştancılık bile daha iyi göründü gözüme şimdi bak, ki o da salaklık, kabul.
Yılda bir, ne olursa olsun tonla şey yaşanmış yüzlerce günü kutlamak adına bağıra çağıra da olsa, ertesi gün yatalak da etse, sevdiklerini kucaklamak için bahaneyi kullanabilmek güzel. O geçiş anını ya da salak geri sayımları değil de ucuna köşesine 2010 iliştirdiğiniz herşeyi kutlayıp anıların arasına eklemek adına siz de katılsanız ya işte, fena mı?
Sevgiler.

Gökçe Bahçivan dedi ki...

Anne, baba, öğretmenler günüyle aids ya da kanserle mücadele biribirinden çok ayrı şeyler, bir tutmamak lazım.
Fakat tetik olmadan rutinden çıkamama ve güzel anıları ucuna not iliştirip saklayıp kutlama kısmında sizinle hemfikirim. Öyle düşünmemiştim.
Sevgiler benden.